Yıkık dökük, virane bir evin…Toz toprağın, alçısı yetmemiş tuğlanın, basılmaktan aşınmış basamakların “umut” anlayışının simgesidir yoğurt kovasındaki çiçek. İmkan yettiğince hayatı güzelleştirebilmenin en güzel örneğidir.

Bulunduğumuz yere ait olmadığımızı düşünürüz bu dünyada çoğu zaman. Daha iyi imkanlarla, daha güzel bir görünüşle kök salmadığımız için kızarız bu hayata. Kaplarımızı beğenmez, açabilecekken çürütürüz içimizdeki tohumlarımızı…

Oysa grileşmiş bu çağı, birbirinden farklı imtihanlarla mücadele eden bu insanları güzelleştirecek olan kendini gerçekleştirmekten geçer. Kendini gerçekleştirmek ise “Ekildiğin yerde çiçeklen!” düsturuyla hareket etmektir.

Bu benzetmenin bir sebebi ve çiçeklerle insanların bir ortak noktası da çok çeşitli olmalarıdır. Çiçekler rengine, kokusuna, ortamına bakmaksızın açarak etrafını güzelleştirebilirken insanlar da pek tabi bunu başarabilir. Ayrıca unutulmamalıdır ki gayret ve cesaretle açmayan tohumun hangi çiçek olduğunu kendisi dahil kimse bilemez.

Kısacası bir yoğurt kovasındaki çiçek anlayışıyla, çevrenizi beğenmiyorsanız bile kendinizi güzelleştirin. Çünkü siz güzelleşince çevreniz de güzelleşecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.