100₺ ve üzeri siparişlerinde kargo ücreti bizden! Üstelik 49₺ üzeri alışverişine de dilediğin kitap ayracı üçlüsü hediye!

Knut Hamsun ve Açlık

Asıl adı Knud Pedersen olan yazar Norveç’te dünyaya gelmiş. Sekiz yaşında, ailesi çok sıcak bakmasa da, dayısının iknasıyla bir papazın yanına eğitime verilmiş. Oradaki zorluklara dayanamayınca on dört yaşında ailesinin yanına geri dönüp bir tüccarın yanında çalışmaya başlamış ve tüccarın kızına aşık olmuş. Hayatın zorluklarıyla küçük yaşta tanışan Knut Hamsun, tüccarın iflas etmesiyle işsiz kalmış. Zaten işsizlik ve parasızlık yazarın hayatında hiç eksik olmuyor. Yaşadığı kasabadan ayrılıp farklı işler yapmasına rağmen hiçbir zaman tam olarak bir zanaat sahibi ya da daha genel olarak konuşacaksak bir iş sahibi olamıyor.

On sekiz yaşında şiirler yazmaya başlıyor. Hatta Esrarengiz Adam adında bir kitap yazıyor ve bu kitap tanıdığı bir kitapçı tarafından Knut Pedersen Hamsund imzasıyla basılıyor. Sonrasında Bir Karşılaşma isminde ikinci kitabını yazıyor ve bu kitap da yayımlanıyor. Yayımlanmış eseri olan bir yazar olması onun hayatını düzeltmek için yeterli olmuyor tabi ki. Tahrirat katipliği yaparken her anında kitap okumaya başlıyor ve bu yüzden gözlerini bozuyor. Yine bu yıllarda Björger adında uzun hikaye yazıyor ve hikayede tüccarın kızına olan aşkını dile getiriyor. Yazar olmaya karar verdiğini anladığında bir tüccardan aldığı yardım sonrasında köy hikayeleri ve şiirler yazmaya başlıyor, adını da Knut Pedersen olarak değiştiriyor. Hikayeleri ve şiirleri tamamlanınca yayımlatma amacıyla Kopenhag’a gidiyor ama oradan hayelleri yıkılmış ve parasız olarak şimdiki adıyla Oslo, o zamanki adıyla Kristiania’ya geri dönüyor. Parasızlık ve açlıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Yine farklı işler yaptıktan sonra bir arkadaşının yardımıyla Amerika’ya gidiyor ve burada hastalanıyor. Öleceğine inanılan Knut Hamsun, Norveç’e geri dönerken mucizevi bir şekilde iyileşiyor. Kristiania’da bir gazeteyle anlaşıp yazılar yazmaya başlıyor ama açlık ve parasızlık burada onu yine buluyor. Bunun üzerine tekrar Amerika’ya gitmek için hazırlıklara başlıyor. Bir süre orada yaşıyor ve Kristiania’ya dönmek, yazmak için bir gemiye biniyor ama gemi Kristinia’ya gelince korkusundan inmiyor. Orada yaşadığı açlık onu bu denli etkiliyor aslında. Gemi Kopenhag’a doğru devam ederken de Açılık romanını yazmaya başlıyor. Sonrasında bu romandan bölümler bir dergide imzasız olarak yayımlanıyor.

*

Yazarın hayatından böyle uzunca bahsettim çünkü Açlık Knut Hamsun’dan çok şey taşıyan bir kitap. Belki de Knut Hamsun bu kadar aç kalmasaydı, bu kadar düşmeseydi bugün bu kitaptan bahsetmek de mümkün olmayacaktı.

Kitabın kahramanı tıpkı yazar gibi Kristiania’da yaşayan bir yazar. Hayatını devam ettirebilmek için gazetelere yazılar yazıyor, çoğu zaman yazamıyor aslında.  Kahramanın hayatına eşlik ettiğimiz anlar kış mevsiminde geçiyor. Onun üşümesine, açlığına, çaresizliğine tanık oluyoruz. Sadece tanık olmakla da kalmıyoruz. Knut Hamsun o kadar gerçekçi bir şekilde yazmış ki açlık, soğuk ve yorgunluk kitaptan taşıp sizin üstünüze geliyor. Bu kadar gerçekçi anlatmış demek yeterli değil aslında çünkü zaten her şey gerçek,  o açlığı kendisi de yaşamış…

Hikaye boyunca kahramanla birlikte yürüyoruz diyebilirim. Evsiz kaldığı için yürüyor, aç kaldığı için yürüyor, birilerini bulmak için yürüyor, soğuktan kaçmak için yürüyor, yürümekten ayakları şişiyor. Bu yürüyüşler sırasında da kafasından geçen düşünceleri görüyoruz. Üç beş kuruş almak için arkadaşının battaniyesini rehinciye vermeye gidiyoruz bir bölümde, sonra bunu yaptığımız için kendimizden utanıyoruz. Açlığın bizi bu kadar düşürmesine kızıyoruz. Sonra hırsızlık yapıyoruz, karnımızı doyurup kalan parayı yaşlı bir kadına veriyoruz. Parasını çaldığımız kişilere de gidip yaptığımızı anlatıyoruz. Kahramanla birlikte biz de dolaşıyoruz sokak sokak.

Kitapta en çarpıcı alan şey tabii ki kahramanın yaşadığı açlık. Günlerce, yemek yemeden bayılmaya yakın bir durumda dolaşıyor sokaklarda. Bazen yerde bulduğu talaş parçalarını atıyor ağzına bazen taş bazen de ceketinin cebini. En zoru da sanırım bir gece açlıktan kendi parmağını ısırması. O kadar çaresiz ve ne yapacağını bilemeyecek durumda kalıyor. Bu açlığa her şahit olduğumda, o cümleleri okurken benim de karımın açlıktan kazındığını hissettim. Onunla birlikte ben de kıvrandım yatakta. Sanki ben de günlerce yemek yemeden yürümüştüm. Yani duyguları bu kadar güçlü yaşatabiliyor Knut Hansun. Kitabın sonunda kahramana ne olduğunu söylemek istemiyorum ama yazarın hayatına baktığımız da beklenen bir sondu diyebilirim. Umarım bir gün fırsatınız olur ve bu kitabı okursunuz.

Önceki Yazı

Kaçmak ama varmamak…

Sonraki Yazı

Yoğurt Kovasındaki Çiçek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni Telli Defterlerimizi Gördün Mü?

Bir ürün aramak için yazmaya başla
Sepet
Giriş Yap

Henüz hesabın yok mu?

Kayıt Ol
Çerez Bildirisi
Sitemizde kullanımı analiz etmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek, reklam kampanyalarının etkinliğini ölçmek ve ziyaret tercihlerini hatırlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Tamam