Ve kaçmak bir gece yarısı tutar ellerinden. Soğuk ve puslu parmaklar dolanır yüzünde. Rüzgarın keskin sesini takip edersin. Ve çıkar karşına karanlıkların en çıkmazı… Bir sokak arasında.

Kaçmak, her şeyden.  Ama en çok kendinden kaçmak. Kalbinden,  sana acı veren kederden, bıçak keskinliğinde ki her hüzünden kaçmak istersin. 

Peki kaçmak bir kurtuluş mudur, bir yol mudur insana. Acı, hüzün, dert en büyük yol azığı olmaz mı her daim insana. Çünkü giden ayaklar değil kafandır. Kafanın içinde akan her düşünce işte alır seni ve o dar karanlık sokaklarda bırakır. Bir başına… Issız ve soğuk. Sert ve pis kokan köşe başında el sallar sana geçmiş. Ve sen yalnız olmadığını, tokat gibi yüzüne çarpan o sokakta tanırsın. 

Neydi peki geçen, uzaklaşan senden. Geleceğin, umutla büyütmek istediğin hayallerin, pamuklara sarıp sakladığın güzel günlerin… İşte geride kalan buydu senden. Oysaki sen geride kalmak için koşarken. Nefesini, gençliğini, elinde kalan her güzelliği feda ederken, geçmiş bir kara delik gibi çıkar ve çeker içine sinsice. Sonra gözünün gördüğü her şey koca bir mezar olur ve sen karanlık ile ilk kez orada tanışırsın. 

Söyle bana yolcu, kim duyacak titreyen sesini, kim tutacak parçalanan ellerini. Ve kim yeniden hayat verecek sana çıkmaz dediğin sokaktan, açılmaz dediğin kapılardan….

Söyle bana geçmiş, nerede yoksun ki bulamayasın beni artık..?

author-avatar

garipmühendise Kimdir?

Ne varmak üzereyim ne de vardığım yerdeyim.. Sonsuz bir boşlukta yuvarlanıp gitmekteyim. Ne hayat yetişiyor bana ne ben tutuyorum ellerinden. Uzak diyarların en yabancısı olmaya aday bir hiç'im sadece...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.