Herkes kendi acısının kurbanı bu devirde..

Öldürülen umutlar, bitirilen hayaller, kırık kalpler, dokunulmaması gereken yaralar…Herkes kendi savaşını veriyor bedeninin altındaki cephede… Herkes stokları tükenmiş cephanelikler kuruyor sol taraflarında bir yerlere… Ne içini doldurmaya yetecek silahları var ne de bunu kazanmak için cesaretleri…

Herkes bir parça yeniliyor aslında zihninde… Düşmanları çıkmadan karşılarına, ruhları; beyaz bayrağı çekiyor çok önceden…Esaret kaçınılmaz…

İttifak kurmaya gücü yok kimsenin, bir  o kadar yalnız herkes…Herkes sahibi olduğu mal varlık kadar değil, sırtında taşıdığı duyguları, pişmanlıkları kadar yer kaplıyor yeryüzünde…Laçkalaşan keşkeler… Sırt dönülmüş “iyi ki”ler…

Gökkuşağından habersiz hayaller uçuşuyor… Renkler siyah, renkler gri.. Renkler bir o kadar beyazdan uzak…ve masumiyetten…Uzak renkler maviden… Bir o kadar umuttan…

Kimse başkasının yardım elini tutacak kadar güvenmiyor kimseye… Herkes başkalarının yaşadıklarına bir o kadar kör…Bir o kadar uzak yardımseverliğe…

Bir de şarkılar işte, çırpınan müzik listelerinde… Hüzün… Acı… Keder…

Dakikalara idam edilmiş kelimeler… Kendi siyahlığıyla derbeder herkes şarkılarıyla… Duyabiliyorum kulaklarınıza çalınan notaları… Kiminiz de Zeki Müren usuldan sesleniyor… “Elbet bir gün buluşacağız..” Kiminiz de sitemkar bir şarkı… “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler…” Ne dünden alabiliyorsunuz kendinizi ne bugünü yaşıyorsunuz ne de gelecekten umudu kesebiliyorsunuz.

Giydiğiniz cicili bicili kıyafetlerin içinde o kadar eğreti duruyor ki su katılmamış karamsarlığınız…Ne sarı kurtarabilir sizi ne beyaz ne mavi ne de kırmızı içinizdeki o sis bulutunun ardından… Herkesin tonu farklı ama yüzlerinizden okunuyor siyahlığınız…Oysa en asil renktir siyah…Muhtaç değildir siyah tonunu bulmak için başka renklere…Çünkü bilir: ne kadar çabalasa da renkler; bir gün kirlenip onun dizinin dibine geleceklerdir hepsi…

Benim gibiler var mesela kenarda köşede unutulmuş…Kalbini herkes gibi siyahla doldurmuş…Umudun rengini beyaz değil de siyah yapmış…Güçlü duruşunun, kendinden emin gülümsemesinin ardında binlerce hayal kırıklığı, pişmanlık gizleyen… Rotasını bir türlü çizemeyip, bazen aklının bazen de kalbinin dediği yere çeviriyor bedenini… Bazen ne kadar dönerse dönsün etrafında aynı yerde buluyor kendini… Pergel misali…Karanlıktan güç alan, gecenin siyahlığına kusan gözyaşlarını…

Ve bir de bu yazıyı okuyanlar var… Satırlar arasında kendine rastlayan… Noktaların üzerinde durup gözleri dalan… Keşkelerini, pişmanlıklarını düşünen… Dedim ya siyahız hepimiz… Herkesin tonu sırtında taşıdığı dert kadar…

Sen Hangi Siyahsın?” ile ilgili yorumlar;

  1. MCebe dedi ki:

    Beni satırlar ve yaşantım arasında gezdirdin resmen.Gerçekten eline sağlık ve bu burada kalmasın başarılarının devamını diliyorum ve sabırsızlıkla bekliyorum 🙂

  2. Dibejindûre dedi ki:

    Az önce Acı diye bir yazı yazdım buraya,sonra senin yazına denk geldim. Yalnız değilim dedim bir kere daha…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.