100₺ ve üzeri siparişlerinde kargo ücreti bizden! Üstelik 49₺ üzeri alışverişine de dilediğin kitap ayracı üçlüsü hediye!

HAYALLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ

  Çocuk olmak demek sadece oynamaktır. Kavga edip cam kırmak, şeker yiyip top patlatmak, aç kalıp susuz kalıp yinede oyundan vazgeçememektir. Aslında oyundan çok hayallerinden vazgeçemez insan. Bilirsiniz en masum ve en güzel hayaller çocukken kurulur. Önemli bir tılsımı vardır çocukluk hayallerinin.  Kimsenin müdahalesinin olmadığını,  senaryonun tek sahibinin SEN olduğunu sanırsın o yaşlarda. Kaygısızca kurgulanmış ve gerçekleşmesi pek muhtemel olmayan akıl dışı düşlerdir bunlar. Pek sorulmaz o zamanlar da bu kurmaca sana. Senin tozpembe hikâyelerini dinlemeye kimsenin ihtiyacı yoktur çünkü. Anlatıldığında onları güldürürken dinlenmediğinde de ağlatır seni. O zamanlar fark edemezsin ama aslında çocuklukta alınmıştır bazı özgürlüklerin elinden. Onların istemediği hayalleri kurmana izin vermezler mesela. Sen kursan da dinlemezler. Sesini duyuramayacağını bildiğin halde büyük çığlıklar atmayı göze alamazsın sende. Daha beş yaşındayken büyüdüğünde ne olacağın sorulduğunda senin cevap vermen beklenmeden atılır annen lafa;

—Doktor olacak efendim. Babasıyla öyle karar verdik. Biz olamadık, okutmadılar çok hevesimiz var ama o olacak…

            Oysa konuşma hakkı verilse kim bilir neler söyleyecekti çocuk. Onun doktor olmaya hevesi var mı yok mu kimin umurunda! Aile öyle karar aldıysa konu kapanmıştır. İrdelemeye gerek yok. Sadece meslek seçimin de olmaz bu müdahale. Misafirliğe gidersin ev sahibi çay isteyip istemediğini sorar, sen bu müthiş soru karşısında yüz kaslarını gevşetip huzurla gülümserken annen atılır yine lafa;

—Hayır, içmeyecek teyzesi pek faydalı değil diye çay içirmiyoruz ona…

            Annenden aldığın yanıt ile kaşlarının çatılması birbiriyle her zaman doğru orantılıdır. Onlar keyifle çay içerken, senin canın deli gibi ister ama sen sadece yutkunmakla yetinirsin. Madem zararlı onlar neden sürekli içiyor dersin ama bu soru kimsenin işine gelmediği için duymazdan gelinir cevap vermeye tenezzül bile edilmez. Verecek mantıklı bir cevapları yoktur çünkü.

            Babanın istediği takımı tutar, saçlarını annenin istediği gibi kestirirsin. Okuyacağın okulu, giyeceğin kıyafeti onlar seçer. Kimlerle arkadaşlık yapacağına da onlar karar verir. Sonra kendini ifade edemezsin, anne babanın kuklası olursun. Onlarsız alışveriş yapamaz, her şeyini onlara danışır hale gelirsin. Dalga geçer gibi özgür olduğunu söylerler bide sana. Sende inanırsın her söylenene. Gerçek özgürlük nedir hiç bilmedin çünkü. Özgürlüğü bu zavallı durumdan ibaret sanırsın. Birçok insana göre şanslı olduğunu düşünür, pembe gözlüklerle yaşarsın hayatını yine ailenin istediği şekilde.

            Büyürsün zaman içinde ve gözün açılır bir şekilde. Hayatın aile isteklerinden ibaret olmadığını fark eder, açarsın isyan bayraklarını evde. Belki bu kadarla kalmayıp ayrı eve çıkar, hızını alamazsan eğer ailenden çok çok uzakta bir şehre gidersin. Bu hiç beklenmedik tepkiyle karşılaşan ailen yıkılır bir anda. Biz nerde hata yaptık? Diye yerler kendilerini.

            Koca insan olduktan sonra keşfetmeye başlarsın kendini. Acaba en sevdiğim renk gerçekten mavi mi? Yoksa mavi olmasını babam mı istemişti diye düşünür durursun. Hiç söz hakkının bulunmadığı bir evde, karar hakkının sadece anne babada olduğu bir ortamda aile birliği aşılanmaya çalışılır sana. Biz aileyiz, biz bir bütünüz. Elmanın kabuğu, ağacın dalı, kaktüsün dikeni gibi…

            Zamanında konuşma, seçme, karar verme, fikir beyan etme şansı olsaydı keşke elinde. O zaman hayatla mücadele etme gücün olurdu. Annem babam olmazsa ben ne yaparım? Ölürüm, biterim, yanarım demezdin. Zor olan her şeyi kendin göğüsler üstesinden gelirdin. Zayıf insan diye tanınmazdın etrafta. Sadece aile pembesiyle tanıdığın hayatın aslında çok farklı renklerden ibaret olduğunu anlarsın. Ummadığın bir anda tüm renkler yer değiştirir hayatında. Her iki tarafa da beklenmedik faturalar çıkarır.

            Sonra ödemek zorunda kalırsın bedelini hayat boyu bir başına… 

                                                          NURDAN AKTAŞ 

Önceki Yazı

ÇEVRE İMDAT DİYOR!

Sonraki Yazı

ALIŞVERİŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni Telli Defterlerimizi Gördün Mü?

Bir ürün aramak için yazmaya başla
Sepet
Giriş Yap

Henüz hesabın yok mu?

Kayıt Ol
Çerez Bildirisi
Sitemizde kullanımı analiz etmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek, reklam kampanyalarının etkinliğini ölçmek ve ziyaret tercihlerini hatırlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Tamam