Yusuf Atılgan’ın bizimle tanıştırdığı Anayurt oteli ve Zebercet, Türk edebiyatının unutulmaz bir tipi ve unutulmaz bir mekânı. Peki neden? Ben kitabı okurken aklıma ilk bu soru gelmişti ancak bitirdiğimde ve üzerine düşündüğümde neden unutulmaz olduğunu tam olarak kavrayabildim.

Anayurt oteli, baş karakterimiz Zebercet’in doğduğu,büyüdüğü ve gününün çoğunu geçirdiği yer. Zebercet, sanırım zebercet’i en iyi tanımlayabileceğim kelime yalnız olur. Hayatı boyunca kendini hep dış dünyadan soyutlar, çok önemli bir durum olmadığı sürece dışarı bile çıkmaz babasının ölümünden sonra ona kalan ve bir nevi “ana yurdu” haline gelen otelinde durur hep ve ironiktir ki otelin ve Zebercet’in kaderi birbirine çok benzer bu da ana yurdu dememin başka bir sebebi.

Romanda tanımamız gereken 2 önemli karakter daha var : ortalıkçı kadın ve gecikmeli Ankara treni ile gelen kadın. Ortalıkçı kadın otelin işlerini çekip çeviren kişi , Gecikmeli Ankara treni ile gelen kadın ise adını bile bilmediğimiz otelde bir gün kalıp giden ve Zebercet’in ısrarla geri dönmesini beklediği kadın.

Bütün önemli karakterlerden bahsettiğimize göre artık kitabın değerlendirme kısmına girmek istiyorum. Yazar kitapta oluşturduğu karakter ile bize psikolojik bir değerlendirme yapmış. Kitapta kendisinin de sıkı takipçisi olduğu Freud’dan yöntemler görebiliyoruz, özellikle karakterin dışarıda her şey normal gibi gösterirken içinde ( bilinçaltında ) aşırı bir cinsellik yönelimi, akıl sağlının düzgün olmamasından anlayabiliyoruz bunu. Açıkcası ben kitabı okurken çok bunaldım, Zebercet’in kişiliği, düşündükleri, durumu beni çok boğdu ve rahatsız etti. İlk 40 sayfayı çok yavaş okudum çünkü böyle depresif kitapları okumaya pek alışkın değilim neredeyse her 10-15 sayfada bir okumayı bırakmayı düşündüm bu kötü bir şey gibi görünüyor fakat aslında yazarın oluşturduğu karakter ile bize yaşatmak istediği duygular da tam olarak bunlar. Şu anki dünyamızda bile -özellikle modern (batılı) dünyada- Zebercetler mevcut ve çoğalıyorlar.

Sosyal medyanın hayatımızda büyük bir yer etmesi ve modernitenin bize dayatıları ile artık yavaş yavaş hepimiz yalnızlaşıyoruz ve realiteden uzaklaşmaya başlıyoruz. Anayurt oteli bize böyle bir karakteri yakından görme ve ne düşündüğünü nasıl davrandığını açık seçik,sansürsüz inceleme şansı veriyor. Zebercet bir gerçek, çevremizde hatta belki içimizde. Bu yüzden kasvetli havasına rağmen okunulması ve bu rahatsızlığın 1. ağızdan görülüp anlanılması gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar!

Yalnızlık Üçlüsü

30,00 

Yazar Üçlüsü

30,00 

theblogtheory

Merhaba ! Ben Asude, 16 yaşındayım. Fotoğraf çekmeyi, yazı yazmayı, kitap okumayı ve dizi izlemeyi çok seviyorum Burada da sizlerle okuduğum ve izlediklerimin yorumlarından yaşadıklarıma kadar birçok şey paylaşacağım.

Yazarın Sosyal Medya Hesapları

Okunma:  9

Yusuf Atılgan – Anayurt Oteli Kitap Yorumu” Hakkında Düşünceler;

  1. as.gulayse dedi ki:

    Asude, yine çok güzel bir yorum bu 🥺 seni seviyorum ♥️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir