içinde

Kaygının sürekliliği kontrol edebilme yanılgısıdır.

View this post on Instagram

Kaygıya sıkı sıkıya tutunanlar kaygılanarak, yani olası senaryoları düşünerek zihinsel bir hazırlık yapacaklarına hatta durumu kontrol edeceklerine inanırlar.  Fakat bu sadece bir yanılsamadır. Çünkü asıl olan şey sürekli bir tekrardır. Bu tekrar eden senaryolar beyninizdeki ağları tetikleyen, gizli kalmış olumsuz anıları uyandırarak olumsuz bir duygu seli oluşturur. Panik, korku, heyecan, stres gibi duyguların etkisinde kontrol edeyim derken hissettiğiniz o kontrolsüzlük duygusu, “kötü bir şey olacak” ve “bunları düşünmeyi durduramıyorum”, halini alır. Yani anda kalamazsınız, korku senaryoları üretmeye devam edersiniz ve sakin değilken sizi bekleyen olası bir tehtide mantıklı bir önlem alamazsınız. Sizin mantıksız ve panik halindeki çözümleriniz çevrenize ve size zarar verebilir. Tanıdık geldi mi bu anlattıklarım? Virüs ya da başka felaket Senaryolarının size zarar verme ihtimaliyle karşılaştırınca kaygı halinin size zarar verme ihtimali çok çok daha fazla. Çünkü birçok hastalığın temelinde kaygı ve kontrolcülük olabiliyor. Panik halinde yaşamak yerine uzmanların önerilerini dikkate alarak şu 2 3 haftayı hijyene dikkat ederek ve kalabalık yerlere gitmeyerek geçirmeliyiz. Farklı düşünen bütün uzmanları dinleyerek sakin kalalım. Ama lütfen uzmanları, internette dolanan felaket "senaristlerini" değil.

A post shared by Gizem Bulut (@gununmottosuu) on

Sen de bu şekilde içeriğini paylaşmak istiyor olabilirsin. Hemen şimdi kendi içeriğini oluştur!

Bildir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinmezlik

Neden Anlatamaz İnsan?