Saniyeler yetti koca şehrin yıkılmasına…
     45 saniyelik zamanın ne kadar uzun olduğunu o zaman anladı insanlar. Bu güne kadar ne uzun 45 saniyeler geçirmiştik oysaki. Ama hiçbiri bu kadar dokunaklı değildi. Ve hiçbiri böylesine can yakmamıştı. O gece siyahtan daha karanlıkta acıyan ruhlar… Çığlıkları yaşlarından büyük kopuyordu çocukların.  Paradan çok insanlığın boy gösterdiği bir sınavdı bu. Hatta paranın hiçbir değeri yoktu zaten o saniyelerde. Cebinde milyonları olan çok insan vardı o gece ama parasını harcayabileceği tek bir dükkân bile kalmamıştı etrafta.  ,İşte o saniyelerde başlamıştı fakir zengin eşitliği… Gözümüzle görmesek hangimiz inanırdık zenginin bir ekmeğe muhtaç olacağına. Ve hangimiz inanırdık su dolu bir tankerin bizi çocuklar gibi sevindireceğine. 16 Ağustosta milyarder olan adamın 17 Ağustos sabahında kimsesiz bir çocuktan ve beş parasız dilenciden hiçbir farkı yoktu… Nice insanlar sevdiklerini gözyaşı sandalıyla uğurladılar son yolculuklarına.

         Ve büyüdük hepimiz bir gece içinde…

Aynı battaniye altında uyuyabilecek kadar cömerttik hepimiz o dakikalarda… Kibirlik yapmaya kalksak yarar mıydı zaten darmaduman olmuş insanlığımıza… Kimimiz depremle uyudu, kimimiz depremle uyandı o gece… Ne büyük, ne ders verici bir imtihandı bu…
  Dünyanın yalanı hiç bu kadar sert çarpmamıştı yüzümüze. O gece hayat bilgisiydi bizim için… Kim kaldıracaktı içimizdeki bu enkazı? Hangi kurtarma ekibi el atacaktı zavallı halimize? Üzülmeyi de, sevinmeyi de, ağlamayı da bize en iyi öğreten bu karanlık gecede unutamayacağımız çok enkazlar bıraktık geride. Ne UNUTACAĞIZ nede UNUTTURACAĞIZ bu yıkık yürekli geceyi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.