Öyle anları var ki insanın; Gerçekten yaşadım mı ben o heyecanı diyorsun. O gerçekten elimi tutmuş muydu benim? Kalbine başımı yaslamış mıydım hakikaten?

O an dışında akıyor şu an her şey. Ama yaşayan bir “an” olarak kalabilirdi mesela. Üzülüyorum ki değil. O anın tılsımı, gerçek üstü olacak kadar verdiği mutluluk, o gülümseme ölü şimdi. Yaşamayan an, anı.

Çoğu insanın anısı yaşar halbuki. Kitaplaştıran bile var be kardeşim ne güzel. Buna karşılık bir azınlığın, yaşanmış olsa da hiç yaşanmamış hale gelmiş, anıları var. İşte bu yüzden “yaşamayan an, anı” diyorum.

Kadın erkeği, erkek de kadını terk etti bu çağda. Aldattı, kandırdı, yalan söyledi hatta öldürdü. Bari anılarımızı yok etmeyin be. Bari bunu hak görmeyin kendinize. Bırakın hatırladıkça o günki kalp çarpıntısını yaşayabilelim. Ama nerde be kardeşim… O mutluluğu yaşattıktan sonra öyle bir gidiş ki, sert rüzgarlar gibi alıp götürdü bizdeki heyecanı, aşkı, hatırlamak isteyişi.

Mükemmel anları, yaşanmamış edenlere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.