100₺ ve üzeri siparişlerinde kargo ücreti bizden! Üstelik 49₺ üzeri alışverişine de dilediğin kitap ayracı üçlüsü hediye!

YARIM KALANLAR

Yıllar sonra yüz yüze gelen iki insan. Gözlerine baksanız ne hissettiklerini asla anlamlandıramazdınız. Sevgi demek için fazla boş, nefret demek içinse çok özlem içeren iki çift göz. İlk kimin söze başlayacağını bilmeden öylece durdular bir süre. Görüşmeyi talep eden adamdı. Seneler önce arkasını dönüp giden ilk insan olduğu gibi sonrasında da yüzünü dönen ilk kişi o olmuştu. Hayatında ne değişmişti, çok mu özlemişti yoksa zamanında çok mu sevmişti bilmiyordu. Sadece ona ihtiyacı olduğunu anlamıştı. Yıllar, aylar hatta geçen her gün kadının yokluğu vurmuştu suratına. İçindeki ses artık koşması gerektiğini söylemişti kadına doğru, soluklanması gerektiği yerin yalnızca onun yanı olduğunu. Bu yüzden bir an bile düşünmeden görüşmeyi talep etti. Düşünseydi gelemezdi, belki de yıllar önce düşünseydi gidemezdi de ancak bunu düşünmek için artık çok geçti. Geç olmayan tek bir an vardı o da şu andı.

Kadın bu talebi sakin karşılamıştı. Sanki biliyor gibiydi geleceğini. Yıllar önce adamın gidişini tahmin bile edememişti oysa. Tüm bu sakinliğine karşın konuşmaya niyeti yoktu kadının. Giderken de susan adamın geri dönüşündeki sessizliğine tahammül etmeyecekti, onu konuşturmaya çabalamayacak sadece bekleyecekti. Artık uzman olduğu bir eylemdi nasıl olsa, uzun süre sadece beklemişti birkaç dakika daha beklerdi. Bir zaman sonra beklentisi son buldu adamın sözleriyle ve dinlemeye başladı.

‘Ben giderken söyleyemediğin birçok şey oldu, biliyorum. Sessizliğime suskunluğunla karşılık verdiğin ve cümlelerinin içinde çığ olup büyüdüğünü tahmin edebiliyorum. Bu yüzden her ne kadar görüşmeyi ben istesem de en çok senin söyleyecek sözün var, buna da eminim. Bir şey istiyorum senden konuş benimle ne hissediyorsun?’

Uzun bir süre ne diyeceğini düşündü kadın. Haklıydı adam, söyleyecek çok sözü vardı arkada kalan olduğu sırada. Ancak yıllar geçmişti artık ne hissettiğini bile unutmuştu. Bu yüzden kendine zaman verdi, içinde bir yerlerde yolculuk yapmasına fırsat verdi. Nereden başlayacağını bulacak sonrasında kelimeler peşi sıra gelecekti, biliyordu. Bu sefer içinde bir şey kalmayana dek konuşacaktı, karşısında kırmaya korktuğu biri yoktu nasıl olsa. Söylemediklerine, söyleyemediklerine pişman olmak istemiyordu daha fazla. Bu yüzden başını kaldırıp adamın yüzüne baktı ve sonrasında konuşmaya nereden başlayacağını buldu.

‘Yüzüne bakmaya kıyamayan gözlerimin odağı değilsin artık. Ellerim hep sana koşardı, şimdi daha çok birbirleriyle birleşirken buluyorum onları kendilerini zapt etmek ister gibi bir halleri var. Arkamı dönüp gitmek hep çok zordu sana karşı. Bir şekilde ardıma bakarken bulurdum kendimi. Şimdi nerede sen varsan oradan uzaklaşıyorum. Ben daha fazla seninle aynı yerde olmak, sende bulunmak istemediğimi anlıyorum gün geçtikçe. Uzun hem de çok uzun bir süre seni bekledim. Bende kalan eşyalarını, senden bana verilmiş olan artık bana ait olan eşyaların hiçbirini atamadım. Başlangıçta hep kendimi kandırdım, onların benim anım olduğuna dair. Ancak atmaya kıyamayışımın sebebi geri döndüğünde her şeyi aynı bulmanı arzuluyor oluşumdandı. Artık farkındayım, geri dönmeyeceğinin değil dönsen de zaten hiçbir şeyin aynı kalmamış olduğunun. Bendeki köklü değişimin farkındayım, ben tanıdığın bildiğin o kişi değilim. Ben artık benim bildiğim insan da değilim üstelik. Yine de kabul ediyorum seni sevdiğimi, çok sevdiğimi ve hep sevecek oluşumu belki de. Kirpiklerini özlediğimi kabul ediyorum. Ancak gözlerine bakmak kalbimin yerini hatırlatmaya yetmiyor, ellerini tutmanın hayali süslemiyor gecelerimi, ellerin burada yanı başımda ancak benimkilerin telaşı kalmamış sana karşı. Hiç gitmemeni isterken şimdi burada karşımda durmamanı istiyor olmak garip geliyor. Bana ne hissediyorsun diye sordun hislerime dair sanırım ancak bunu söyleyebilirim. Sevginin her şeye yetmesini çok isterdim, kollarımı açıp senin boynuna dolamayı kafamı göğsüne yaslayıp kokunu içime çekmenin verdiği mutluluğu tatmayı çok isterdim. Kokunu özlemiş olmayı dilerdim tam da şu an sonra da dileğimin kabul oluşuna şükrederdim ancak hayır, hiç çekmiyorum kokunun hasretini. Çok üzgünüm artık senin karşında sadece durduğum için. Beni bu hale getirdiğin için çok üzgünüm. Senden tek bir ricam var, unut olur mu her şeyi, yaşanmamış say. Sadece sevgi kalsın içinde adını koyamadığın kime karşı olduğunu bilmediğin bir anı olarak kalayım. Ben bugün buraya bir hikâyeyi eksik bırakmamak için geldim. Hikâyenin son cümlesini yazmanın ve tamamlamanın tam zamanı. Bu hikâye tamamlanacak ama biz yarım kalacağız. Eksik kalmakla yarım kalmanın aynı şey olmadığını bir hikâyeyi tamamlamanın yarım kalmamış olmaya yetmeyeceğini daha iyi anlayacaksın, tıpkı sevginin artık hiçbir şeye yetmeyeceği gibi.

Son cümleyle adam gözlerini yumdu sıkıca. Söylenenleri sindirmesi zordu. Her şeyin bir kâbus olmasını diledi. Karşısındaki kadının ona bunları dememiş olmasını arzuladı, içinden tüm bunlar bir rüya uykudayım diye sayıklayıp gözlerini açtığında yine gerçeğiyle yüzleşti. Cevap vermek istedi ya da belki de hemen kalkıp gitmeliydi. Hayır, bu sefer arkasında bırakmayacaktı kadını, yine susarak gitmeyecekti. Kadını bir sessizliğe mahkûm etmeyecekti.  Hislerinde dürüst olmanın hiçbir şeyi eksik bırakmanın yeri olan bu yerde o da tamamlayacaktı sözlerini.

‘Ele ele yürümüştüm seninle. Çocukluğumun geçtiği o yerde tekrar adımlamıştım. Yıllar olmuştu oraya gitmeyeli o sokağın havasını solumayalı epey zaman geçmişti. Senelerin eskitemediği o caddelerde en son küçük bir çocuktum annesinin elinden tutan. Sonrasında ellerim senin ellerinde arşınlamıştım aynı yolları. Anılarımın üzerine yenilerini eklemiş, en güzel yinelemeyi yapmıştım belki de. Tanıdık gelmişti bir his, aynı güven duygusu beynimin en ücra köşelerinde esaretmiş de özgür kalmış gibiydi artık. Biliyorum, günü geldiğinde her şey unutulacak, biliyorum çoğu şey yarım kalacak. Ama ben o hissi en çok da ellerini asla unutmayacağım.’

Adamın cümlesi de tamamlandığında artık eksik bir şey kalmamıştı. Bir süre birbirine baktı iki çift göz. Ardından kadının sol gözünden tek bir damla düştü, bir cümlenin sonuna noktayı koyar gibi. Kadın kalktı ayağa sessizce ve döndü arkasını, çıkıp gitti. Bu defa arkasına dönüp bakmadı. Hiç kimsenin hikayesi eksik kalmadı ancak kadın da adam da tamamlanan hikayeleriyle yarım kaldılar.

Önceki Yazı

His bahçesinde

Sonraki Yazı

Yeşermek İstiyorum

YARIM KALANLAR” için 8 yorum var

  1. Yazdıklarınızı okumaya otobüste hareketli bir parça dinlerken başladım ve yüzüm gülüyordu, bir kaç satır sonra duygularımı harekete geçiren bir parça açtırttınız, yüzüm de biraz duruldu. Neden bilmiyorum ama hikayeniz çokça yaşanmışlık barındırıyor gibi hissettim. Sanki bana anlatıyormuşsunuz gibi geldi. Anlatımınız dile gelmeyen duyguları kaleme alır gibi. Gerçekten tebrik ederim, uzun zaman sonra gerçek birşeyler hissettirdiğiniz için de teşekkür ederim. Hakettiğiniz sevgiye sahip olup onu hiç kaybetmemeniz dileğiyle…

    • Bir şeyler hissettirebildiğime çok sevindim, temenniniz için de o güzel yorumunuz için de teşekkürler. Dilerim gerçek şeyler hissetmeyi hiç kaybetmezsiniz çünkü buna ihtiyacımız var

  2. Okurken olaylar gözümün önünde canlandı. Bu benim için çok güzel bir şey diliniz çok akıcı ve sade umarım bir gün kitaplarınızı okuyabilirim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni Telli Defterlerimizi Gördün Mü?

Bir ürün aramak için yazmaya başla
Sepet
Giriş Yap

Henüz hesabın yok mu?

Kayıt Ol
Çerez Bildirisi
Sitemizde kullanımı analiz etmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek, reklam kampanyalarının etkinliğini ölçmek ve ziyaret tercihlerini hatırlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Tamam