Yalnızlık tek kelimeden ibarettir. Söylenişi ve okunuşu ne kadar kolay, halbuki taşıması ne kadar zordur. İnsanoğlu bu hayatta paylaşabildiği kadar vardır. Birbirimizle köprü kuracağımız yerde aramıza duvarlar ördüğümüz için yalnız kalırız. Kimine göre yalnızlık dinlenme, kafa dağıtma ve iyi bir ruhsal terapiyken, kimine göre de bunalım, sıkıntı ve hastalıktır.

          Bedenimize ve ruhumuza yalnızlığı yakıştığı zaman giydirmeliyiz. Mevsimsiz giyilen palto nasıl bizi yakarsa amansız giyilen yalnızlıkta öyle yakar bizi. Yalnız kalmak istemiyorsak hayatı ve insanları sevmeliyiz. Güneşi, yağmuru, kuşu, böceği…

         Bir dilim elmayı paylaşabiliriz ama yalnızlığı paylaşamayız. O yüzden insan biriktirmelisiniz. İnsan harcanmaz çünkü…

         Yalnızlığın en karanlık çukurunda kaybolurken bir çift elin sizi tüm karanlıklardan aydınlığa çıkartacağına inanın. Bir fincan kahvenin sıcak sohbetiyle uzaklaştığınız yalnızlığa etrafınızdaki güzel dostlarla meydan okuyun.

        Fincanlarımız ayrı olsa da kalplerimizin bir olduğu dostlar edinelim. Edinelim ki yalnızlık bize hiç uğramasın. Bence yalnızlığın tek güzel yanı insana şükrü öğretmesidir.  Şükrü olmayan her nimetin elektriği kesilmiş demektir…

        Karanlıksa yalnızlığın insana en çok vurduğu andır. Işığı kimse bir kör kadar sevemezse, kalabalığı da hiç kimse yalnız kalan kadar sevemez.

                                              Yalnızlıkla imtihan olmamanız temennisiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.