Ne çok şey birikti içimizde., ne çok yaşanmışlık. Her gün bir yenisi daha ekleniyor bu duygu seline. İçimizdekiler öldürecek bizi, her ne kadar fark edemesek de.

  Kime yaralarımızı açsak daha çok deşti. Kan kaybından ölmeyi beklerken, sevdiklerimizi kaybettik ve biraz daha öldük. Zamanla duygularımızı da kaybetmeye başladık, hissizleştik kendimize. Hayat mottomuz oldu belki de “Çok canım yandı, acımaz artık.” cümlesi.

  Kendimizi kandırıyorduk böylece. İnanmak istiyorduk. Oysa içten içe biliyorduk bir darbede daha sağ kalamayacağımızı.

  Küçük bir umuda sığınmıştık. İçimizdeki son ışıktı. Umudumuzla bütün hayatımızı aydınlatmak istiyorduk, ama gücümüz, hevesimiz yoktu. Çaresizce o ışığın da sönmesini bekliyorduk. 

  Pes etmenin eşiğindeydik artık. Ama bizi hayata bağlayan o ışık izin vermiyordu o eşikten kendimizi bırakmamıza. Güzel insanlar mutlaka mutlu olurdu çünkü. Zamanı gelmemişti sadece.

  Eğer bu yazıyı okuyarsan ve senin de ışığın sönmek üzereyse; mutlu olmayı hak ediyorsun, sadece biraz çabalamalısın. Şimdi güzel insan, her şey geç olmadan kalk ve o küçücük umudunla aydınlat her yeri. Seni seviyorum.

author-avatar

Kübra Kimdir?

Bir kalem, bir kağıt parçası, çokça kahve ve küçük bir mum ışığı. Bir de sakince çalan müzik.. Mutlu olmak için bunlardan başka bir şeye ihtiyacı olmayan, kaktüslere sarılan, kafein bağımlısı biriyim işte..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.