Seni seviyorum… Ne kadar anlamlı bir cümle değil mi? Bir o kadar da sıradan. Herkes o kadar alıştı ki önüne gelene aşık olduğunu sanmaya, gerçekliğini yitirdi bu iki kelime.

   Onu sevdiğini söyleyerek inandıramazsın ki. Artık o kadar masum değil dünya. Sevdiğini söyleyen çekip gidiyor bir süre sonra. Daha özel yollarla anlat sevgini.

   Mesela çok sevdiğin bir kitabı hediye et. Ama yenisini alma, seninki olsun. Altını çizdiğin satırlardan anlasın aşkını.

   Sizi anlattığını düşündüğün bir şarkıyı dinlet ona. Arka fonda o müzik, elinde kitap, yaslan göğsüne. Kokusunu içine çekerek, gözlerine derin derin bakarak söyle sevdiğini.

   Kalbinizin melodisiyle dans edin. Sımsıkı sarıl ona, bırakmayacağını hissettir. Kırıldığı yerden öp onu. Dokunmaya kıyamadan, gözlerinle sev.

    Belki de en önemlisi; üzme. Çünkü üzersen, sardığınız yaraları en derinden kanatırsın. Bir daha kabuk bağlayamaz o yara. Dinmez o acı. Bitmez o kırgınlık.

     Sev, ve buna hiçbir şeyin engel olmasına izin verme. Ne kadar değerli olduğunu konuşmadan haykır yüzüne. Sonra gülümse. Kapanan gözlerinden öp onu, kıvrılan dudaklarından, yanağındaki çukurdan, ve alın yazısından öp. Hiç silinmesin oradan kalbinin izi…

author-avatar

Kübra Kimdir?

Bir kalem, bir kağıt parçası, çokça kahve ve küçük bir mum ışığı. Bir de sakince çalan müzik.. Mutlu olmak için bunlardan başka bir şeye ihtiyacı olmayan, kaktüslere sarılan, kafein bağımlısı biriyim işte..

Hissettir” ile ilgili yorumlar;

  1. Selsebîl dedi ki:

    Çok içten bir yazı olmuş, kaleminize sağlık 🙂

    1. Kübra Kalleci dedi ki:

      Teşekkürler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.