150₺ ve üzeri siparişlerinde kargo ücreti bizden! Üstelik 39₺ üzeri alışverişine de dilediğin kitap ayracı üçlüsü hediye!

Kafamın içinde kurallarla örülmüş duvarlardan ve onları yıkmaya çalışmaktan çok yoruldum. Tüm o kuralları kuralsızlıklarla yıkmak, değiştirmek istiyorum ama değişim bu yıkımın  tek çaresi mi gerçekten? Değişim bir kurtuluş yolu mu yoksa değişim arzusu kendini tanımamaktan, sevmemekten mi ibaret? Sanırım bu soruların cevabı değişim derken neyi kastettiğimize göre farklı bir anlam kazanıyor. Insan oturduğu yeri, ülkesini, arkadaşlarını, işini değiştirebilir ve tüm bu değişiklikleri yapmak için gerekli en önemli şey değişimi gerçekten istemek. Peki insanın kendini değiştirmesi neden diğerlerinden daha zor? Neden daha çok direnç gösteriyoruz kişisel değişimlere? Ruhunda, karekterinde, kişiliğinde yani seni sen yapan ana maddelerde değişiklik yapmak kendi bedeninde kendini doğurmak gibi sanırım. Doğacak olan da sensin, doğuran da, ilk nefesi alacak olan da sensin, o nefes için acı çeken de. Değişim sancılı bir süreçtir klişesi buradan çıkmış sanırım.

Peki değişim bizlerin daha mutlu olması için tek çıkış yolumuz mu? İnsan ne kadar değişebilir ya da bu değişimin ne kadarına cesaret edebilir?

Değişim veya değişme isteği kendine açtığın bir savaş değil midir? Savaşın iki tarafı da sensin. Bu durumda  kazanmak  -kendini değiştirmek – aslında kaybetmek değil mi?

Önceki Yazı

Göremediklerimiz

Sonraki Yazı

O’na

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir ürün aramak için yazmaya başla
Sepet
Giriş Yap

Henüz hesabın yok mu?

Kayıt Ol
Çerez Bildirisi
Sitemizde kullanımı analiz etmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek, reklam kampanyalarının etkinliğini ölçmek ve ziyaret tercihlerini hatırlamak için çerezler kullanmaktayız.
Tamam Daha fazla bilgi