‘Mavi mavi taçlar takacağım ne olursun’

Kaç sekme kapattım bir bilsen buraya gelene kadar. Dur şuna da bi’ bakıyım ondan sonra yazıyım derken derken geldim sonunda. Günün bir noktasında bir his geliyor böyle sana yazmakla yanıp tutuştuğum ama mutlaka yapacak biri işim olduğu bir an. Off paragraflarca yazıyorum ama kafamda, konu konuyu bir açıyor hiç sorma. Ama arka odayı topluyordum işte, afedersin günlerdir kaldırmadığım bi’ tarafımı sonunda kaldırıp. Böyle zamanlarda şaşmaz, Sertap’tan Hayat Beklemez’le giriş yapılır. Efendim mesela bugün Haydi Gel Benimle Ol girdi listeye ummadığım bir şekilde. Yani bir yarım saat ‘Uzanıp yüreğimin ateşiyle yeniden/ Yıldızları tek tek yakacağım’ da bir bağırıyorum (içimden) görmen lazım yani. Sonra tabi Unutulacak Günler’le bir kaç gözyaşı seansı ve kapanış.

Bir de şöyle bir gerçek var ki günlük gündüz mü yazılırmış? Yani bana göre bazı şeylerin vakitleri vardır. İflah olmaz bir Aslı Enver fanıyım mesela. Hani şu ne yapsa izleyen, reklamlarını kovalayangillerden. Şimdi canımızın tee ne zamandır beklediğim yeni filmi çıktı. Öncelikle üç beş gündür yine iyi değildim pek, hani kötü de diyemem araf misali. Neyse bir kaç gün ondan dolayı izleyemedim. Sonra bir açıyım dedim gece millet yatınca. Olmuyor yahu olmuyor bu bir gündüz filmiymiş. Hani izlemeye çalışırsam filmde kusurlardan kusur beğeniyorum zevk alamıyorum. Gündüz izlemek üzere kapattım hemen.

En son bıraktığında iyiydim ya hani? Sonra işte bi’ yalpaladım. Tam da o sıra denk gelmiştim bir söze, bulamadım şimdi ama ayet miydi acaba onu da hatırlayamadım ama duygularımız, hissettiklerimiz hakkında; sizdeki bu hal kalıcı değil manasında bir sözdü. Mutsuz musun? Geçecek geçiyor elbet bir gün geçiyor diyorduk ya hep mutsuzluğa, mutluluk içinde geçerli bu:/ Bunu kabullenmek biraz güç ama asıl olan mutluluk değil de o itminandaki emniyet duygusu galiba. Huzurda diyemem onun tarifine, sanki oradaki anda kalma mevzusunu sonsuza taşıyan bir his ya hani, daha kıymetli olmuyor o anda mutluluk, o histen. O kıymet yüceltiyor işte o duyguyu ve sağ sağlim ayaklarını yere bastırıyor insana.

Yine bi gittim geldim ben; kafa olarak. Neyse dedim ya bugün bir işle uğraştığımda anladım ki hayat mottomuz ‘O odadan çık’ olmalı. Çıkınca düzeliyor birazcık, ‘sen’ de öyle. Mesela bugün denk geldim Barış Kılıç’ın “hareket etmezsen acı üstünde birikir” bana görüp daha sonra kitabını aldırtan sözüne. Sonra İnşirah suresi geldi aklıma. Hani isminin manası bile gönül ferahlığı, iç rahatlığıyken geçen mealini okuduğumda şok oldum. Cenabı hak ilk ayetlerinde ‘Göğsünü açıp genişletmedik mi?’ buyururken son ayetlerinde “Bir işi bitirip boş vakte sahip olduğunda hemen yeni bir işe sarıl; Ve her daim rabbine yönel diyor” Yani gerçekten psikolojik tez yazdırır insana aman yarabbi ya. Sana inşirah için, bir işin bitince hemen diğer meşguliyetine yöneltiyor. Unutmadığım bir yazı var; Ebu Bekir Razi isimli ünlü bir filozof-hekim varmış. Depresyonun tedavisi üzerine şu yazıları yazmış: “Melankolik hasta kesinlikle meşguliyetle tedavi edilmelidir. Melankolik hasta balık tutma veya avlanma gibi eğlenceli işlerden biri ile uğraşmalıdır. Mümkünse çeşitli oyunlara alıştırılmalı; huyunu , ahlakını, davranışlarını beğendiği ve sevdiği kimse ile buluşup görüşmeli özellikle güzel sesle okunan şarkılar dinlemelidir.”  Mesela geçtiğimiz o üç günde yemin ederim kendimi o kadar zor tuttum ki. İçimden sanki Samara gibi uzatıyor elini, Cem Adrian’ın Kül’ü, Melike Şahin’in Kimin Izdırabı ve diğer bütün müthiş ama efkar dolu şarkıları. Bir nebze dayandım. Bugün uyandım şükür.

Sonra Kitapyurdu’nun kargo ücretsiz hizmetini öğrendim. Nasıl içim kıpır kıpır etti ya. Tam iki saat alacağım kitapları seçtim. Bana bu seçim süreçleri acayip haz veriyor. Bunun bir adı var mı acaba ya? Mesela film izleyecekken de amanııın ordan oraya ordan oraya, tam ama tam o andaki ruh haline uygun film bulmak lazım ya. Çoğu zaman buluyorum mesela bir filmi, ama o anki ben’in üzerinden iki saat geçmiş oluyor ve artık o yeni ben için uygun olmuyor :'( sadgfdh ama işte üzülme dur. Diyorum ya o geçen süre benim için çok keyifli oluyor zaten. Filmi izlemiş olsaydım belki beğenmeyecektim hani öyle düşün. Bir de çoğu zaman film seni içine almıyor ya da sen girmiyorsun içine. Hani sadece izlemiş olarak orda kalıyorsun, bu çok çirkin ya. Ama seni içine alan, yaşatan seyir zevki yüksek filmler de bana o geçen iki saatte; hani puzzleda tam yerine oturtursun ya parçayı, tam o tatmini veriyor.

Ben gideyim bakayım Aslı Enver’ciğimiz puzzleda parçamı yerine koydurabilecek mi.. Haydi cut.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.