Bakıyorum da, insanlar aynı. Nereye dönersem döneyim, birbirinin kopyası. Aynı mizah anlayışı, aynı hareketler, aynı kıyafetler… Hatta daha da ileriye taşınan ‘aynılaşma’ çabası.

Eskiden olsa pişti olmama kaygısı taşırdı insanoğlu. Oysa şimdilerde bu durum aksini gösterir, insanlarımız “Üstündekinden nerede bulabilirim?” der oldu. 

Bu durum artık baydı. Sosyal medya artık bir kaçış noktası olmaktan çıkıp hayatımız oldu. Ne gerek vardı, kısa olduğunu bildiğimiz zamanı başkasının hayatını, giyimini ve kendisini eleştirerek geçirmeye? Bize ait olan zamanı, anlarımızı neden bir başkasıyla öldürüyoruz ki? Neden hayatına dahil olamayacağız kişileri özeline değin takip ederek sınırları unutur olduk? 

Ben isterdim ki; insanlarımız sahip oldukları dünyanın kıymetini bilsin. İçinde bulundukları anı şans olarak sayıp başka şeylerle, özellikle de kendilerini ilgilendirmeyen şeylerle, heba etmesinler.

Ben isterdim ki; insanoğlu sosyal medyanın kölesi değil de kendi yaşamlarının sahibi olsunlar.

Aslında çok şey isterdim.

İyiliğe, güzelliğe, sevgiye, zamana dair uğraşlarımız, “Acaba dünyayı daha nasıl yaşanır hale getirebilirim, insanlar sevmeyi daha ne güzel anlatabilirler?” sorularına kendi içimizde yanıtlar vereceğimiz dünayalarımız, en önemlisi de birbirimize değil de güzel şeylere taptığımız yaşamımız olsun isterdim.

Ben çok şey isterdim de, kelimelerim yetmezdi anlatmaya. Hepsi birer ok olup ne tarafa dönersem döneyim karşıma çıkacak olanları gösterdiğinde aslında buraya yazdıklarımın boşa gideceğini de hatırlatır gibi.

Dünya öyle bir yer oldu ki, ne yaparsan yap değiştiremiyorsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.