100₺ ve üzeri siparişlerinde kargo ücreti bizden! Üstelik 49₺ üzeri alışverişine de dilediğin kitap ayracı üçlüsü hediye!

Bir İstanbul Öyküsü

Paslı, demir kapısını bir güzel kilitledi. O eski kilit artık işe yarıyormuş gibi. Sisli ve tenha sokakların arasına daldı yaşlı adam. Sakin ama normal adımlarla arnavut kaldırımlarını arşınlıyordu. Sabahları güneşin daha yeni doğduğu şu sıralarda kimsecikler olmazdı bu kadim sokaklarda. Aşağı caddeye kadar indi. Durup şöyle bir etrafına bakındı. Bu saatte iş yapan bir tek ekmek fırını vardı. Bir otobüs geçti önünden hızla. Sanki yolcusu varmış gibi sabah sabah… Sol kaldırımdan yürümeye başladı. Bir iki güvercin sessizce, sanki şu huzuru bozmak istemezcesine üzerinden geçip gitti.  Yaşlı adam, istikametine doğru yürümeye devam etti. Uzaktan yükselen vapur düdüğünü işitip yukarılara baktı, belki de vapura binmeyi düşündü, kim bilir… Sonra, bir kahvehaneye girdi. İçerideki bir iki kişiye ve ufacık çırağa selam verdi. Cam kenarına bir iskemle çekip oturdu. Demli bir çay söyledi. Eee çay demli içilir asıl tabi… Solundan dışarıyı seyre daldı bir süre. Çırak, çayı bırakıverdi masanın üstüne. Eyvallah der gibi başını hafifçe önüne eğdi yaşlı adam. Bir küp şeker attı çayına, az biraz karıştırdı ve çay kaşığını çıkarıp tabağın kenarına dayadı. Bir yudum aldı belli bardaktaki sıcacık çaydan. Camdan bakıp uzaklara daldı tekrar…

Önceki Yazı

Hoşçakal…

Sonraki Yazı

Dünyayı Durdurduğumda

Bir İstanbul Öyküsü” için 5 yorum var

  1. Ruhunun inceliği, nahifliği satırlarına yansımış canım benim ❤️❤️❤️❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir ürün aramak için yazmaya başla
Sepet
Giriş Yap

Henüz hesabın yok mu?

Kayıt Ol
Çerez Bildirisi
Sitemizde kullanımı analiz etmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek, reklam kampanyalarının etkinliğini ölçmek ve ziyaret tercihlerini hatırlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Tamam